7 Haziran 2010 Pazartesi

Gazze...

Hain saldırıdan bir hafta geçti...

Ülkemizin ciddi, sorumlu ve kararlı girişimleri ile BM, AB, İKT vb. gibi uluslararası kuruluşların kınama mesajları ard arda sıralandı.

Kararlı tutumumuz devam etmekte. Uluslararası hukukun verdiği tüm olanaklar zorlanmakta. Girişimlerimiz birbirini izlemekte. Ancak pişkinliğin bu kadarına pes dedirtecek şekilde ayarlı ve İsrail'in ekmeğine yağ süren medyamız ile İsrail Devleti sanki suçlu bizmişiz ya da gemideki vicdan sahibi insanlarmış gibi muamele etmeye devam ediyorlar.

Bilinmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti büyük bir geleneğe sahip bir devlettir. Bu olayın hesabı mutlaka sorulacaktır. Bugün ya da yarın. Mutlaka sorulacaktır. Hesabı ya uluslararası hukuk soracaktır, ya da biz soracağız.

Uluslararası hukuk sorarsa ne olacaktır? Sorumluların en ağır şekilde cezalandırılması sağlanacaktır. Şehid yakınlarına tazminat ödettirilecektir. Ve en önemlisi Gazze'nin dolayısıyla Filistin'in üzerindeki karabulutların dağıtılması ve İsrail'in şimdiye kadar uygulamış olduğu insanlık dışı muamele BM tarafından tescillenmesini sağlayacaktır.

Aksi olursa ne olacaktır? Türkiye, cezasını kendisi de uygulayabilecek kadar kudretli bir devlettir. Her platformda İsrail'in önünü kesebilir. İlişkileri kesip ambargo uygulayabilir. Ve bunun sonu yoktur. Savaşmaya kadar gidecektir. Artık Filistin konusu çözülmelidir. İsrail'e birisi çıkıp haddini bildirmelidir. Bildirilecektir de...

Bir internet sitesinde alıntı yapmak istiyorum:

KILIÇ KININDAN ÇIKTI…

Ah Dünya ah Dünya!.. Kökü edna/alçak yer manasına gelen “alçakların dünyası” ah dünya ahhh Dünya!..

Yahudi Takvimi 5771’ i gösteriyor ve Şeytanları (sözde Tanrıları) “yehova”ya verdikleri sözün “DÜNYA KRALLIĞI”NIN kurulma aşaması her geçen gün geçiyor. Kuran-ı Kerim’de Yüce Mevla’nın ayetlerle buyurduğu gibi “Onlar bir takım Şeytan ve Cinlere” taparlar ve YARADAN, TEK ve BİR olan Rabbimizi bilmeden, algılamadan, algılayamadan (ki Mevla bu hakikati onlara lütfetmez) bu şeytan ve ifritlerden çıldırasıya korkarlar.

Ve yehovalarına verdikleri AHİT gecikiyor…

PİRAMİTİN TEPESİNDE delice bir dehşet, endişe ve korku var.. Zira, “yehovaları” onlara; istediği ahdi verilen mühlette yerine getiremezlerse lanetinin üzerlerinde olacağını, akla hayale gelmeyen nice yıkımlar yapacağını ve dünyayı büyüledikleri, kontrole aldıkları tüm maddi ve manevi güçleri çekip alacağını aşağılık sefiller olacaklarını kusuyor…

Çılgın bir endişe, çok çılgın korku var kalplerinde…

Bu da her türlü cürmü işlemelerine sebep oluyor/olacak…

İsrail’in Gog’u da Magog’u da TÜRKLERDİR!..

Gog TÜRKLERDİR, Magog TURANİ unsurlar… Zira, Şeytanları onlara Türklerden çıkacak Allah’ın emanetçilerinin Yahudi takvimi 6 bini doldurmadan kendilerini bitireceğini söylüyor.


http://www.hakanyilmazcebi.com/?sayfa=oku&id=286


Enteresan değil mi? İlgimi çektiği için sizinle paylaşmak istedim...


Büyük Türkiye için biraz daha sabretmemiz gerekiyor...


Mücahit Yemenicioğlu

17 Şubat 2010 Çarşamba

Hakk'ı Siz Yukarı Kaldıracaksınız...

HSYK - Hakk'ı Siz Yukarı Kaldıracaksınız...

Hakk'ı yukarıda tutması gerekenler, apoleti adalete tercih edenler, şüphesiz ki hukuk size de gerekecek.

Umulur ki; bu gördüğünüz tepki size ders verir.

Bu millete rağmen birşey yapabileceğini sananlar. Haddinizi biliniz!

Siz, meslekdaşlarınıza değil halka gözdağı verdiniz. Halk da size gözdağı verecektir, hiç şüpheniz olmasın.

Bu büyük millet oynanan büyük oyunun, komplonun farkındadır.

Suçlu oldukları neredeyse kesinleşen bol yıldızlı omuzları korumayınız. Adaleti ayakta tutunuz. Bilerek veya bilmeyerek sebep olduğunuz bu durum tarafsız olması gereken kurumlarınızı taraf haline sokmuş, maskelerinizi düşürmüştür.

Halktan uzaklaşmayınız.

Sorgulanamaz sandığınız tutum ve davranışlarınızın hesabını, işbirliği içine girdiğiniz, korumaya ve kollamaya çalıştığınız kişilerle beraber vereceğinizi biliniz.

Bu bir bumerangdır. Fırlattığınız gibi size dönecektir.

Bu ateş sizi de yakacaktır.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Kamuda bir devir sona erdi

Kamuda bir devir sona erdi

Kamu kurumlarında, 'Bugün git, yarın gel' anlayışı tarihe karışacak, hem de taahhütle...

Bakanlar Kurulu'nca 31 Temmuz 2009 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 'Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik' uyarınca, bütün kamu kurum ve kuruluşlarının hizmetlerini 'hızlı, kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde' gerçekleştirmeleri için hizmet standartları hazırlamaları öngörülmüştü. Yönetmelikte, vatandaşın başvurduğu hizmetin, standartlarda belirtilen süre içinde sonuçlandırılacağı, sonucun olumsuz olması durumunda ilgiliye gerekçesinin bildirileceği, varsa itiraz mercii ve süresinin de gösterileceği hükme bağlanmıştı.
HİZMET ENVANTERLERİ ARTIK ORTADA
Düzenlemede, bölgeler, il ve ilçeler itibariyle farklı uygulamalara son verilmesi için, kamu kuruluşlarına hangi hizmette, hangi belgelerin istendiğinin de standartlarda yer alması talimatı verilmişti. Birçok kuruluş, bu çerçevede sundukları hizmetlerle ilgili hazırladıkları hizmet standartlarını art arda yayımlamaya başladı. Konuyla ilgili bilgi veren yetkililer, kamu hizmetlerine ilk defa standart getirildiğini belirterek, 'Her kamu kuruluşu, verdiği hizmet için vatandaşa bir nevi taahhütname veriyor" diyor. Hizmet standartları sonucu, aynı işlem Türkiye'nin her yerinde aynı belgelerle ve aynı süre içinde yapılacak. Bu şekilde kamunun hizmet envanteri de ortaya çıkacak' açıklamasında bulundu.
Keyfi tutumlar ortadan kalkacak
Mali Müşavir Hasan Bellier, taahhüt edilen hizmet sürelerinin önemli bir gelişmeyi ifade ettiğini, ancak daha gidilecek yolun olduğunu söyledi. "Daha önceden iki günde yapılan ipotek işinin iki saatte yapılabileceğini konuşuyoruz, bu önemli bir gelişme" diyen Hasan Bellier, şöyle devam etti: "Ancak bu iş yarım saatlik bir iş. Taahhüt edilen süreler çok da kısa değil. Taahhütler, ihtiyati olarak biraz uzun tutulmuş. Zamanla bu sürelerin üçte biri oranında daha da kısalabileceğini düşünüyorum. Burada esas önemli olan şey şu: Bütün memurların keyfi tutumları ortadan kaldırılıyor. Bence zamandan daha da önemli yaklaşım budur."Süre veriliyorsa yaptırımı da gerekİstanbul Barosu avukatlarından Recep Gürbüz, daha önce mahkeme kararlarının gereğinin yapılmasının bazen 6 ay ila 1 yıl arasında değiştiğinin belirterek, bu anlamda bu işlem için verilen 15 günlük sürenin cazip olduğunu söyledi. İcra kaldırma işlemleri için 15 günlük sürenin ise makul olduğunu, bu işlemlerin ortalama 15 günlük süreçte neticelendirildiğini ifade eden Gürbüz, kamu kuruluşlarının böyle bir düzenleme getirmesinin düzenin işleyişi açısından memnun edici bir durum olduğunu vurguladı. Bu işlemlerin verilen süre dahilinde yapılmaması durumunda memurun görevini suiistimale gireceğinin altını çizen Gürbüz, "İşlemler verilen süreden daha uzun sürerse, memurun görevini suiistimal demektir. Süreler açıklanırken aslında bu yaptırımların da nasıl olacağının belirtilmesi gerekirdi. Yasal düzenlemede nasıl bir yaptırım olabilir bilemiyorum ancak, ben vatandaş olarak aksi durumlarda mahkemeye gidip hakkımı arayabilirim. Bu anlamda getirilen düzenlemenin yararlı olacağını düşünüyorum" dedi.
AB'deki gibi uygulamalar olmalı
İngiltere'de Avrupa Birliği (AB) hukuku konusunda uzmanlaşan Hakan Camuz, Türkiye'de gündeme gelen yeni uygulamanın AB'ye uyum çalışmalarından birisi olduğunu söyledi. Hakan Camuz, AB'deki yaptırımlar hakkında şunları kaydetti: "Taahhüt edilen zamanda iş uygulanmaz ise öncelik alma, resmi şikayet yolu ile soruşturma açılmasına ve tazminat kazanmasına kadar gidebilecek yaptırımlar var. Önemli olan yaptırım uygulama ile aynı zamanda devreye konulmasıdır" diye konuştu.
Vatandaşlar müşteri oluyor
Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, söz konusu uygulama ile kamu kurumlarının vatandaşı müşteri olarak algılamaya başlayacağına dikkat çeken Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, "Verilerin hızlı toparlanabileceği bir altyapı ve onları seri bir şekilde yapabilecek insanların olması zorunlu. Bunlar tam yapılmadan kurumların taahhütte bulunması kurumları bağlayıcı olacak ve zamanlamalarda bazı sapmalar olacak. Sağlıklı işlemesi için şimdi sıra altyapıyı geliştirmeye geldi. Performans yaklaşımı yaygınlaştırılması gerekir.
Emeklilerin maaşı 30 günde bağlanacak
Vatandaşa hangi işlemi ne kadar sürede yapabileceğine dair taahhüt yayımlanırsa Sosyal Güvenlik Kurumu'nda da yaşlılık ve malullük aylıkları en geç 30 gün içinde bağlanabilecekİçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, nüfus ve vatandaşlık işlerinde kayıt düzeltme işlerini 15 ile 30 gün içinde tamamlamayı taahhüt ederken, Emniyet Genel Müdürlüğü, yurt içindeki vatandaşlara giriş-çıkış kaydı verme işleminin 1 saat içinde, ölüm veya yaralanma içeren trafik kazalarına karışma durumuna dair belgenin verilmesi işleminin de 2 iş gününde gerçekleştirileceğini beyan etti. Hizmet taahhütnamelerine göre, tapuda satış ve ipotek başvuruları 15 dakika, işlemler ise iki saatte sonuçlandırılacak. Sosyal Güvenlik Kurumu da, yaşlılık, malullük ve ölüm aylığını yazışmaların tamamlanmasından sonra 30 gün içinde bağlayacak, banka değişiklikleri de 1 hafta içinde gerçekleştirilecek.
VERGİ İŞLERİ 30 GÜN
Düzenlemeye göre, artık emeklilik ikramiyesi işlemleri en geç 20 gün içinde tamamlanacak. Sigortalı işe giriş ve ayrılış bildirgeleri ise, 10-15 gün arasında tamamlanmak zorunda. Maliye Bakanlığı, Hazine arazilerinde satış işlemlerini 15 günde tamamlamayı taahhüt ederken, Gelir İdaresi Başkanlığı, vergide tecil ve taksitlendirmeyi 30 günde yapacak.
TAPU VE KADASTRO GN. MÜD.
Satış-başvuru 15 dakika İşlem 2 saat
İpotek-başvuru 15 dakika İşlem 2 saat
Mirasın intikali 15 dakika İşlem 2 saat
Kat irtifakı tesisi 15 dakika İşlem 8 saat
Kat mülkiyeti 15 dakika İşlem 8 saat
Bağış-başvuru 15 dakika İşlem 2 saat
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
Sürekli iş göremezlik geliri bağlama 30 gün
Malullük aylığı bağlama 30 gün
Yaşlılık aylığı bağlama 30 gün
Ölüm aylığı bağlama 30 gün
Evlenme ödeneği işlemleri 30 gün
Vazife-harp malullüğü aylığı bağlanması 3 ay
Emeklilik ikramiyesi işlemleri 20 gün
Ek ödeme (Tütün İkramiyesi) 1 ay
Evlenme ikramiyesi işlemleri 15 gün
Banka değişikliği 1 haf.
Toptan ödeme işlemleri 1 ay
İntibak işlemleri 2 ay
Harp malullüğü zammı ödeme işlemleri 1 ay
Adres değişikliği işlemleri 1 gün
Aylık ödemesinin 3 aydan 1 aya dönüştürülmesi 5 gün
Aylık kesme işlemleri 15 gün
Banka iadesi aylıkların ödenmesi 15 gün
Kanuni varislere ödeme yapılması işlemleri 1 ay
Felaketzede avans ödeme işlemleri 1 ay
İcra kaldırma işlemleri 15 gün
Açılan davalarda başkanlık görüşü bildirmek 15 gün
Mahkeme kararlarının gereğinin yapılması 15 gün
Hizmet tespiti 10 gün
Hizmet birleştirme 10 gün
İştirakçilik-sigortalılık işlemleri 15 gün
İsteğe bağlı iştirakçilik işlemleri 15 gün
Doğum tarihi tespiti 15 gün
Astsubay ve polislerin borçlanması 10 gün
Prim takibi 10 gün
Kadın sigortalıya ek hizmet süresi 5 gün
Fiili ve itibari hizmet süresi zammı 20 gün
Askerlik borçlanması 15 gün
Borçlanma tahsilatı 1 gün
Borçlanma iade işlemi 1 gün
Sigortalı işe giriş bildirgesi 15 gün
Sigortalı işten ayrılık bildirgesi 10 gün
Hizmet düzeltme 15 gün
Sigortalı tescil 15 gün
Adres tespiti 1 gün
Genel sağlık sigortası tescil işlemleri 15 gün
İş yerinin tescili 3 gün
Emzirme ödeneği (yardımı) verilmesi 2 gün
Geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi 1 -15 gün
Yurtdışı hizmet borçlanması 1 ay
Aylıkların yurt dışına transferi 1 ay
Almanya'da bağ. gelirin Türkiye'den ödenmesi 1 ay
İhbar ve şikâyet dilekçeleri 1 ay
Milletvekillerince yöneltilen soru önergelerinin cevaplarının hazırlanması 10 gün
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Tecil ve taksitlendirme işlemi 30 gün
Fatura sorgulama hizmeti 2 dakika
Özelge verme 45 gün
Düzeltme başvurularının cevaplanması 60 gün
Sakatlık indirimi işlemleri 90 gün
Ödeme kaydedici cihaz işlemleri 3 gün
Meslek mensupları mal bildirimi işlemleri 1 gün
Sürücülerin para cezası tutanak işlemleri 30 gün
Elektronik ortamda sunulan hizmetler 7 gün
Tutanaklara itiraz işlemi 30 gün
Harçsız pasaport alım işlemleri 1 gün
Tarhiyat öncesi uzlaşma işl. yürütülmesi 60 gün
Tarhiyat sonrası uzlaşma işl. yürütülmesi 60 gün

Bakanlık ve Başkanlığın taraf olduğu davalarda aleyhe hükmedilen ve ödeme aşamasına gelen alacak, faiz, gecikme faizi, yargılama gideri, icra masrafı gibi ödemelerin yapılması 30 gün...

5 Şubat 2010 Cuma

Manevi değerlere Hakaret Partisi...

Önce Meclis'te sonra da Türkiye'de ortalığın ayağa kalkmasına sebep olan Sayın Durmuş'tan özür beklerken, Sayın Bahçeli'nin ağzından gelen zehir zemberek açıklama zeytinyağı pozisyonunun korunacağı anlamına geliyor.

Neyse ki; millet, maskesini düşürenleri net bir şekilde görüyor.

Önce Sayın Sav tarafından, şimdi de Sayın Durmuş tarafından Peygamberlikle alaycı üslup kullanarak eğlenenler, Sayın Başbakanımızın "tek yumurta ikizi" benzetmesine ne de uyuyor, değil mi!

Sayın Durmuş'un bu tavrı MHP'nin ikiyüzlü davranışının en güzel bir şekilde tezahürü oldu. Başörtüsünün iğne kullanılarak mı yoksa çenenin altından mı bağlanacağı şeklinde yapılan tartışmaların bile suni olduğu, aslında zihniyetin de ne olduğu açığa çıktı.

Bu milletin balık hafızalı olduğunu düşünen zihinsizler de sanırım 2011 seçimlerinde ağızlarının paylarını almaya adaylar.

Umulur ki, bu büyük millet oynanan büyük oyunun farkındalığında ve cevabını vereceği günü beklemekte...

Mücahit Yemenicioğlu

30 Ocak 2010 Cumartesi

Adım Adım Büyük Türkiye...

Dünyaya yön verme noktasında hızlı adımlarla ilerleyen ülkemiz hakkında hayır olarak gördüğüm bir konu da bu akşam yayınına başlayan TRT - euronews ortaklığı olan haber kanalı.

Ekonomisi güçlü, nüfusu genç ve dinamik, bölgesinde lider, sözü dinlenen ülkemiz hem kendini daha iyi anlatmak, hem de hakkındaki tüm olumsuz izlenimleri silmek için bir yola daha giriyor.

Daha önce sekiz dilde yayın yapan euronews Türkçe olarak da yayına başlıyor.

Aynı zamanda şirketin de en büyük dördüncü ortağı olarak.

İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Rusça ve Arapça'dan sonra Türkçe olarak yayın yapmaya başlayacak olan kanalın ulaştığı nüfus ve alanın büyüklüğü hesab edilince yapılan işin doğruluğu ortaya çıkıyor.

Başta Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, TRT'den sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin'i tebrik eder, ülkemiz için hayırlara vesile olmasını dilerim.

Mücahit Yemenicioğlu

24 Aralık 2009 Perşembe

Genel Kur(gu)may

Merhaba,

Her geçen gün bir enteresanlıkla karşılaştığımız ülkemizde bir yenisi ile karşılaşmak bizi pek de şaşırtmadı.

İşin ilginç tarafı -afedersiniz ama resmen yalama olmuş- suikast haberlerine olan tepki! Sıradanlaşan, onca bulguya rağmen inandırıcı olunamayan, suça karışanları koruyup, aba altından sopa gösterircesine Yargı'nın kibarca uyarılması gibi vs. vs...

Ve maalesef bütün bu işlerin içinde Türkiye'nin en güzide kurumu olan TSK'nın bir izi olması!

Ayrıca bıkkınlık veren bir durum daha söz konusu ki; o da, Genel Kur(gu)may'ın kılıf arama telaşı!

Ordumuz elbette olacak. Elbette en güçlü ordulardan hatta en güçlüsü olacak. Ancak vergisini kullandığı halkın ve seçmiş olduğu vekillerin sözünde durmak kaydıyla...

"Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye" değil, "Güçlü Türkiye, Güçlü Ordu" olacak!

Ordu haddini bilecek!

Ben vergisini ödeyen bir vatandaş olarak, benim paramla bana sert yapan bir ordu istemiyorum. Benim paramla alınan geminin güvertesinde kimse bana efelik yapamaz!

Önce kurguladığı, yaptığı, işlediği ile ilgili hesap vermesini bilecek! Yani alnı açık olacak, açık...

Fikir mi?

Derhal Savunma Bakanlığı'na bağlanmalı, Genel Kurmay. İşlenilen tüm siviller ile ilgili suçlar sivil yargıya hesap verecek hale getirilmeli.

Ve ben olsam, Savunma Bakanı'nı da bayan yaparım!

Su, şüphesiz ki akarını bulacak!

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Din ve Muhasebe

DİN VE MUHASEBE

Genellikle Cuma hutbelerinde imam efendilerin minberden atlayacakmış gibi söyledikleri “kendi kendinizi hesaba çekiniz”, “akşam yastığa başınızı koyduğunuzda günün muhasebesini yapınız” gibi sözler beni her zaman tebessüm ettirmiştir.

Kişi; şüphesiz ki, kendini hesaba çekmelidir. Bunun yanlış bir tarafı yok. Fakat tebessüm etme nedenimi söyleyince siz de aradaki zıtlığa aynı şekilde karşılık vereceksiniz.

Biz muhasebeciler, mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler olarak devlet ile mükellef arasındaki dengeyi gözetirken kantarın topuzunu biraz kaçırıyoruz. Şüphesiz ki, kaçırmayanlar vardır. Sözüm kaçıranlara…

Nasıl mı? Vergi dediğimiz ne kadar adaletten uzak olsa da netice de dinimizde otoriteye karşı çıkılamayacağı öğütlendiği için ödemekle yükümlü olduğumuz tutarlardır. Ve yasa bunu emrettiği için aynı zamanda Amme Hukuku’dur. Yani herkesin hakkı vardır. Misal; ben vergi kaçırıyorum. Yani yetmiş milyonun hakkına giriyorum.

İmam efendi minberden atlasa yeridir, değil mi? Yapmayan var mı?!?

İnanın yastığa başımı koyduğumda bunları da düşünüyorum ve Allah’ın büyüklüğünün sınırı olmadığını da düşünüyorum.

En büyük muhasebeci Allah’dır. Düşünsenize bitkilerin, hayvanların, insanların sayısını, kum tanelerinin, yıldızların sayısını… Yani stoklar birebir tutuyor. Envanter tam zamanlı. Kim kimin hakkını yiyor, kim işçilerin hakkını yiyor, kim vergi kaçırıyor, kim benzinin sahtesini satıp kaç kişinin arabasını bozuyor, kim kaldırım taşlarını söküp polise atıyor, hepsi net. Kim kimin hakkına tecavüz etmiş ise hesap verecek. Yani denetim. Bir nevi vergi denetmeni. Değil mi, ya!

Hesap vereceğiz. Hem de ne hesap. Her aldığımız nefesin, her attığımız adımın hesabını…

Allah, hesabını doğru ve düzgün tutanlardan eylesin. Hakkı gözeten, koruyup kollayan ve adil olanlardan eylesin.

Amin.


Mücahit YEMENİCİOĞLU